18 Ocak 2026 - Pazar
MESAFESİZLİĞİN RUHU
Mesafesizlikte duygular, tüm uzunluk ölçü birimlerini boşa çıkarır. Bir acı aynı anda iki bedende sızlayabiliyorsa, arada kaç kilometre olduğu önemsizdir
Yazar - Aydın Uzkan
Okuma Süresi: 4 dk.

Aydın Uzkan
-Mesafe, haritaların icat ettiği bir yanılsamadır; çizgilerle ölçülür ama kalple aşılır. Bir adımın içine sığan özlem, kıtaların üstüne taşar. Uzak dediğimiz şey, çoğu zaman bakışımızın tembelliğidir; oysa aynı gökyüzü, aynı gece, aynı sessizlik hepimizi eşitler.
Yalnızca adını koyduğumuz bir boşluktur mesafe. İçini dolduran, bazen bir ses, bazen bir kelimedir. Harfler, aralarındaki boşlukları kapatmak için kanatlanır. Söylenenle duyulan arasında mesafe yoktur; anlam, iki kalbin ortasında kendine yer açar. Uzak dediğimiz şey, cümle tamamlandığında düşer. Ve bu varoluşta, uzaklık kelimesi usulca anlamını kaybeder.
Mesafesizlikte duygular, tüm uzunluk ölçü birimlerini boşa çıkarır. Bir acı aynı anda iki bedende sızlayabiliyorsa, arada kaç kilometre olduğu önemsizdir. Dünya küçülmez, aksine derinleşir; çünkü aradaki boşluk, bağla doludur. ‘’Mesafesizlik, ruhların birbirini tanıdığı kadim bir hafızadır.’’der Elif Şafak.
Kalp yol bildi mi, uzaklık hükmünü yitirir. Araya ne girerse girsin, mesafesizlikte , dünya küçücük bir noktadan ibarettir. Uzaklığın içinde büyüyen yakınlıklar, yakınlığın içinde gizlenen mesafelerin gerisinde kalır. Sessizlik gölüne düşen bir taş gibi, halkalar genişleyerek tüm uzaklığı siler.
Kilometreler, özlemin yükü altında ezilir. Özlem, ince bir iptir; gerilir ama kopmaz. Her gerilişte biraz daha sağlamlaşır, mesafenin bütün keskin köşelerini yuvarlar. Yollar içe doğru kapanır. Uzak, kalbin kıyısına çekilir; bir nefeslik mesafeye sığar. Çünkü mesafesizlik, gitmeden varmayı öğretir.
Öyle an olur ki, bir odada duran saat, başka bir şehirdeki saati çağırır; tik taklar kalbin ritmini besteler. Zaman, araya girip ayrılık numarası yapar ama cümleleri yarım bırakır. Çünkü an, iki yer arasında paylaşılan tek gerçektir ve bölünmeyi reddeder.
Mesafesizlik bazen bir kapıdır, kilidi yoktur. Kapanır gibi olur, sonra rüzgârla açılır. Bir ses, bir koku, bir anı; kapının eşiğinden içeri süzülür. İnsan, duymak istediğinde kulaklarını dünyanın en uzak köşesine uzatabilir.
Gözlerin görmediği yerde uzaklık, hayali daha da büyütür; hayal büyüdükçe mesafe küçülür. Bir yüz, suya düşen ay gibi dalgalanır; dalga dalga yaklaşır ve sonunda avuç içine yerleşir. Aynı masaya hiç oturmadan çay içebilmenin gerçekliğine götürür mesafesizlik. ‘’Özlemek ne uzun bir mesafe’’ der merhum Cahit Zarifoğlu.
Sessizlikle beslenir sanılır ama aslında sessizliği aç bırakır mesafesizlik. Bir susuş, kilometrelerce yolu kat eder ve karşı kıyıda bir kalbi titretebilir. Kelimeler, hızla kanatlanır; tel örgülerden, sınır taşlarından geçer gider.
Mesafesizlik yürüyüşün ritmini belirler; ama yönünü kalp seçer. Çünkü dilsiz yollarda hep ayak izleri konuşur. Taşlar, tozlar, asfalt; hepsi aynı hikâyeyi fısıldar.
Mesafesizlikte varıştan çok yürüyüş önemlidir. Ne durak ister ne yön levhası. Hatırlamak, gitmenin en kısa yoludur. Adımları düşlemek ve yola niyettir aslolan. Uzaklık mesafelerin işi !
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları
