19 Şubat 2025 - Çarşamba

DELİ DÜNYA DÜZENİ

Herkesin bir hikâyesi var. Birinin gülüp geçtiğine, bir başkası oturup ağlıyor. Bir keşmekeş coğrafyasının ortasındayız.

Yazar - Aydın Uzkan
Okuma Süresi: 5 dk.
Aydın Uzkan

Aydın Uzkan

-
Google News

Herkesin bir hikâyesi var. Birinin gülüp geçtiğine, bir başkası oturup ağlıyor. Bir keşmekeş coğrafyasının ortasındayız. Kimisi bitmesin diye günleri kitapların arasına saklayıp kurutmak isterken, kimisi bir an önce geçmesini diliyor. Kimi pireyi deve yapmış, işin içinden çıkamıyor. Kimisi gamsızlıkta rekor kırmakta.

Ufacık şeylerle mutlu olandan ufacık şeyler esirgenirken, hiçbir şeyle yetinmeyenlerin önüne dünyalar seriliyor. Bize bıçağı dokuz santim saplayanın altı santim geri çekmesi lütuf sayılıyor. İnsanlar şaşkın, uçuk, tuhaf ve günübirlik. Deli dünya düzeni biraz da böyle.

Cepler yaralayıcı taşlarla dolu. ilk hata yapanı çılgınca taşlayabilmek için, pusuya yatıp bekleniyor.  Biri tökezleyince öteki seviniyor, günün günahkârı bulundu diye. Biri şükrediyor ‘’bugün de kurtulduk, bugün de sıra gelmedi bize'' diye. Taşın nereden geldiğini biliyoruz ama yakıştıramıyoruz.

Düşler, hakikatle düelloya çıkmış gibi. Çölde kum tanesi iken, okyanusa yaren olmayı diyenler var. Kimisi kan gölüne dönen coğrafyalardaki yangın yerine bir kova su dökmezken, kimisi güneşi kucaklıyor minik eleriyle. Dünyayı ateşe verecek gibi duran adamların, nasıl da mum alevine döndüğünü izliyoruz deli dünya düzeninde.

Her şeyin modası var. Her on yılda bir hayat  tarzımız değişiyor fakat bizler bu değişimin sadece figüranıyız. Bugün özlemle andıklarımıza, yarın burun kıvırmaktan öteye gidemiyoruz. Herkes yaşadığı hayatın acemisi, yaşamadığının sevdalısı.

Deli dünya düzeni merhamet değil menfaat üzerine kurulduğundan, birbirini sırtından vuran ne çok insan var. Sözde herkes ahlaklı. Ahlaki paylaşımlardan gözümüz kamaşıyor ama toplumsal hayat ahlaksızlıktan geçilmiyor. Paradoks, deli dünya düzeninin halet-i ruhiyesi adeta.

Deli  dünya düzeninde, konu komşu görmesin diye perdeyi sımsıkı kapatan adamlar gitti, eşini, çocuğunu tik tok’ta sahneleyerek üzerinden para kazanan reisler epey türedi. Restaurantta kuzu tandır siparişi verip sonra da kurbanlık hayvanlar için üzülen güruhlarla da iç içeyiz. Fiziksel  açıdan dimdik ama ruhsal açıdan pert olmuş durumdayız.

Hedefi, anlaşılmak değil sadece onaylanmak üzerine kurulu bir iletişim çağınayız. Dikenine katlandığımız kelimelerin ardından  hep gül çıkmıyor. Yaraları açanlar galip, yaraları saranlar mağlup gibi. Herkes kendi menziline göre bir yol çizmiş. Kimisinin gayesi Mısır’a şah olmak, kimisinin muradı bir faniye imtihan olmak.

Yaptığı her iyiliği denize atmayıp alacak hanesine yazanlar, gün geliyor bir alacaklı gibi karşımıza dikiliyor. Vefadan nasibi olmayanların estirdiği cefanın ayazında titriyoruz. Kimisi beş artı bir evinde sıcaktan bunalırken, öteki gündüzün ortasında bir bankta  donarak can veriyor. Camus'nun dediği. "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." sözü hala güncelliğini koruyor.

Biyolojik döngünün çok ötesinde şeyler yaşıyoruz. Ne doyduğumuz belli, ne acıktığımızın ölçüleri net. Dünyanın bir coğrafyası açlıktan ölüyor, diğer kıtası tokluktan çatlıyor. Kimisi çocuğuna su tabancası alamazken, diğerinin  evladının başına  bombalar yağıyor. Suçluda temize çıkmıyor, suçlayanda !

Herkes çok aydınlanmış ama hiç kimse ışıkları kapatmaya cesaret edemiyor. Her makamda ciltler dolusu bilgiyi zihnine alıp ortaya bir ürün koyamamış zirve akademisyenleri var. Kırk alimi bir delille yenerken, bir cahili kırk delille yenemiyoruz. Kahramanlık masallarını dilinden düşürmeyen ama hayatında bir galibiyeti bile omuzlamamış  omuz apoletlilerini hiç saymıyorum bile.

Öyle bir deli dünya düzeni ki, doğru tarafta olanlar yanlış karşısında susarken, yanlış tarafta olanlar kendini doğru zannetmeye devam ediyor. Un var, şeker var, yağ var ama bir türlü helva yapmaya niyetlenmiyoruz. İlkbahar gibi düşünüp, sonbahar gibi yaşıyoruz.

Yeni dünya düzeni, sabahı akşamından, akşamı sabahından farklı deli dünya düzeniyle kol kola yürüyor. Düzene ayak uydurmamak için aklınıza mukayyet olun !

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat plastik şerit iqos çember makinası polyester çember pod türkiye juul pods juul pod puff bar glo